Rodos – Biri deniz tatili mi dedi!

 

Yaz tatili denildiğinde biz İzmir halkının aklına ilk olarak Yunan adaları geliyor. Kamuoyu yoklaması yaptığım zaman da Rodos açık ara öne çıkıyor. Hal böyle olunca, her ne kadar 4 günün yetmeyeceğini bilsem de Rodos için araştırmalarımız başladı.

Rodos, Dodecanese denilen 12 adaların en büyüğü ve yönetim merkezi olarak geçiyor. Adanın 1522 yılına kadar sahibi St John’un şövalyeleri olarak biliniyor. Sonrasında Kanuni Sultan Süleyman’ın ele geçirmesiyle 400 sene kadar Osmanlı himayesinde kalmış. Bu sebeptendir ki ada üzerinde birçok cami ve İslamik yapı bulunmakta. 1912 yılında ise İtalyan’ların eline geçiyor. 30 sene sonrasında da mesafenin uzak olması ve yönetimin zor olması sebebiyle Yunanistan’a bırakılıyor. Yani Yunanistan bedavadan mis gibi adaya konuyor da diyebiliriz.

IMG_9680

Nasıl gidilir ?

Adaya uçakla gitmek mümkün. Küçük ve evlerin dibine kurulmuş bir havalimanına sahip olsa da, özellikle İskandinavya’da gelen uçaklar olmak üzere farklı şirketlerin uçaklarına denk geldiğim için seferlerin çok olduğunu söyleyebilirim. Adaya ulaşmanın ikinci ve en basit yolu ise feribot. Marmaris, Bodrum ve Fethiye’den ulaşmak mümkün. Biz Marmaris’ten geçtik, yol yaklaşık 50 dk civarı sürüyor. Biletler Erturk Lines’da 70 euro civarında. Seyahatten 1 ay önce aldığımız için bu fiyata alabildik ancak erken alımlarda 50 euro civarında gidiş-dönüş bilet bulunabiliyor.

Marmaris limanı merkezde olduğu için tabanına güvenen limana kadar yürüyebilir bile. Biz araba ve taksi opsiyonundan taksiyi seçtik. Netekim arabayla gelmek ve limana aracı bırakmak da düşünülebilirmiş çünkü limanda günlük park ücreti sadece 15 TL.

Processed with VSCO with hb2 preset

Adada ulaşımla ilgili herkesin bana ısrarla, yüksek sesle hatta azarlayarak söylediği şey araba kiralamam yönündeydi. Adanın çok büyük olduğu, toplu taşımayla uğraşılmayacağı söylendi. Bu yüzden korkumuzdan limandan çıkar çıkmaz hemen karşıdaki Olympic Rent a Car’dan 4 günlük 140 euro’ya Fiat Panda’mızı kiraladık. Bundan sonra ben de gidecek herkese avazım çıktığı kadar araba kiralaması için bağıracağım, hem de Olympic’ten 🙂 Sebebi de dükkanın Türkçe konuşan ablası ve bize her konuda yardımcı olması. O kadar ki aldığımız peynirlerin bozulmaması için kendi dolabını bile bize açtı. Ekstradan park yeri için para da vermek zorunda kalmadık çünkü her akşam arabamızı dükkanın önüne park ettik ve orada personel ceza yemememiz için uygun her akşam arabayı bir yere park etti. Vale hizmeti de almış olduk bu yüzden.

Ben araba kiralamadım, survivor’ım, toplu taşıma kullanacağım diyenler için adres kalenin dışındaki Mandraki limanı olacaktır. Limana yakın bir yerden otobüsler kalkıyor. Aynı zamanda tekne turu tadında bir mini geziyle Lindos, Anthony Quinn gibi meşhur koylara ulaşabiliyorsunuz.

Processed with VSCO with hb2 preset

Nerede kalınır ?

Opsiyon çok! İlki şehir merkezi yani Old Town. Burada birçok otel/pansiyon bulunuyor. Dar sokaklar, küçük avlulardan fışkıran çiçekler, taş sokaklar, 10 metrede bir tepenizde beliren kemerler varken burada kalmamak olmazdı. Aynı zamanda şehrin turistik merkezi burası. Her türlü taverna, pub, hediyelik eşya dükkanı yürüme mesafesinde. İlk kez gidecek olanların burada kalmasını tavsiye ediyorum, adanın tarihi kokusunun en iyi alınabileceği yer olduğu kesin. Aynı zamanda Unesco Dünya Kültür Mirası listesinde ve iyi korunmuş bir Ortaçağ yapısı olduğunu da belirtmek isterim.

Processed with VSCO with hb2 preset

Diğer opsiyon ise adanın yeni oluşturulan kısmı yani kuzeydoğu kısmı oluyor. Sheraton’ların, Casino’ların, Cold Brew’cuların,  Zara’ların bulunduğu bu kısım adanın en kuzey ucuna kadar uzanıyor. Old Town’da ne varsa burada da var. Merkezdeki heryer yürüme mesafesinde olduğu için bir dahaki sefere burada kalmak planım.

Son opsiyonda adanın Lindos, Macheria gibi köylerinde kalmak. Daha uygun fiyatlı oteller bulunabiliyor. Ancak bunun için her daim araba kullanmayı göze almak gerekiyor, en azından akşamları farklı tavernalara gitmek isterseniz… Ouzo kafasıyla biraz riskli olacağını düşünerek planı ona göre yapmak gerekiyor.

Processed with VSCO with hb1 preset

Hangi plajlar ?

Sanırım Rodos tatilinin en güzel kısmı adanın mükemmel plajlarıydı. hepsine gidemesem de (var  mıdır ki gidebilen, bilemedim), gördüklerim şimdilik bana yetti diyebilirim.

Elli Beach: Adanın yeni kısmında, baya merkezde bir plaj burası. Özellikle gençlerin gittiği, upuzun bir kumsalı olan, denizin ortasında bir atlama platformu bulunan yer. Kuzey ucuna doğru gidildikçe sakinleşiyor, yaş ortalaması artıyor.  Kitapseverler ile particilerin ayrıldığı plaj diyebilirim. Suyu tertemiz, diğer koylara göre açık deniz olmasından mütevellit hafif soğuk (çok değil ama), şezlon+şemsiye ücreti 5 euro.

Bu arada adanın heryerinde şezlong ve şimsiye fiyatları aynı. Bunları almadan denize girmek ise bedava.

Lindos: Adanın güneybatısında mükemmel bir koyu olan, eşekleriyle ve sıcak insanlarıyla meşhur köy. Havyanların çalıştırılmasını desteklemesem de 6 euro eşliğinde eşeklere binerek Lindos Akropolis’e gitmek mümkün. Adanın Akropolis manzarası da mükemmel. Oraya kadar çıkmayım derseniz de birçok rooftop restoranı mevcut.

Processed with VSCO with hb2 preset

Köyün denize girilecek 2 güzel koyu mevcut. Biri köyün ismini taşıyan Lindos Beach. Hamam suyu kadar sıcak, tertemiz bir suyu var. Tepedeki Lindos manzarası eşliğinde yüzmek de ayrı bir keyif tabi. Diğeri de aşağıda 🙂

IMG_9568

St Paul’s Bay : Favori koyum sanıyorum burası. Biraz kalabalık ve küçük, o yüzden erken gitmek gerekebilir. Kocaman kayaların arasında yüzmek gerçekten çok keyifli. Su yine sıcak ve dalgasız. Lindos’un hemen arkasında, haliyle ikisini birden görmek mümkün. Lindos’ta kalmanın en güçlü sebebi olarak kendisini gösteriyorum.

IMG_9536

Faliraki: Bir ucundan diğerini görmek için dürbün kullanılması gereken plaj. Sadece plaj da değil tabi, gündüzleri hayalet kasaba, geceleri “Party Hard” tadında bir köy. Farklı tadlara da hitap ediyor. Bu konuda bir uyarıda bulunmak isterim ki plajın en güneyinde denize girecekseniz çıplaklık konusunda kendinizi rahat hissetmeniz gerekecektir, çünkü orası bir Nudist beach. Yanlışlıkla gittim, meraktan baktımcılar, hiç uğraşmayın, yemiyoruz 🙂

Afantou Beach: Sakin ve uzun koylardan bir tanesi daha. Denizini izmir- Özdere’nin denizine benzettim biraz. Çabuk derinleşiyor ve yine çok temiz, güzel..

IMG_9760

Thermes Kalitheas: Rodos merkeze 9 km uzaklıkta, İtalyanlar zamanında yapılmış bir hamam aslında burası. Hemen dibinde de bir koy mevcut. Günümüzde renovasyon sonucu düğün bile yapılabilir hale gelmiş. Gitmenizi şiddetle tavsiye ettiğim yerlerden biri. Sadece atmosferi görmek için bile değer. Giriş 3 euro. İçeride oturacak yer bulursanız bir ücret ödenmiyor ama 8 euro’luk birşey tüketmeniz bekleniyor. Yer bulamazsanız da herhangi bir yerde ücretsiz oturabiliyorsunuz. Suyu yine sıcak ancak biraz küçük bir koy olduğu için kalabalık.

 

Jordan Beach: Sessiz koylardan biri daha. Kocaman, kayaların arasında konuşlanmış bakir bir “kafa dinleme” yeri. Bir işletme olmasına rağmen bakirliğini koruyabilmiş. Kayalardan suya giriliyor, o yüzden tertemiz suya dalıyorsunuz.

Processed with VSCO with hb2 preset

Ladiko Beach: Yunan adalarında olduğunuzu tüm dünyaya bağırmak için suyun içnde fotoğraf çekilmek mi istiyorsunuz? İşte doğru adrestesiniz. Koca koca kayaların üzerine çıkıp diz hizasında, denizin ortasında İnstagram’ı coşturabilirsiniz. Restoranda oturmak ve denize girmek mümkün. Barmen kızla konuşmanızı tavsiye ediyorum, muhabbeti ve kokteylleri şahane.

IMG_9639

Anthony Quıinn Bay: Adanın en populer tabiri caizse piyasa yeri. İsmini de “Zeus” olarak tanıdığım 2001 yılında hayatını kaybetmiş Amerikalı aktörden alıyor. Zorba the Greek filminden sonra Yunanistan’ı o kadar çok sevmiş ki Rodos’tan bir koy satın almak istemiş. Bu adayı da film yapımcıları ve oyuncular için bir merkez haline getirmeyi planlıyormuş. İşin sonrasında çok fazla söylenti var. Yok efendim Anthony yasal yollardan almamışmış koyu, ancak yollar yaptırdığı, dağı taşı traşladığı için aslında onun hakkıymışmış vs vs. Sonuç itibariyle adamın adını taşıyan bu koyda denize girmek gerçekten harika 🙂

Ne yesek?

Tabi ki deniz mahsulu yenecek! Türkiye’ye göre hem daha ucuz hem de farklı lezzetleri mevcut. Nereye gidecekseniz gidin rezervasyon yaptırın derim çünkü ada her daim kalabalıkmış ve restoran kapılarında 1 saat beklemek durumunda kalınabiliyor (Ben beklemedim tabi, bir arkadaşım beklemiş, oradan biliyorum :)). Akşam için Petadalika, Tamam restoran ve Koukos’u tavsiye ediyorum. Fiyatlar uçuk değil, lezzet de on numara. Petadalika eski şehirde, diğerleri yeni kısımda bulunuyor.

Yemek sonrası için ise kesinlikle Mozaik’e uğrayın derim (Old Town’da). Koca bir meydanda, dev gibi bir benjaminin altında ya da barda müzik eşliğinde sallanabilirsiniz. Bu beni açmadı, daha hareketli, eğlenceli birşeyler istiyorum derseniz de buyrun sizi barlar sokağına alalım. En favori ve populer mekan olarak da Colorado’ya kesin gidin derim. Türkiye’deki yazlık mekanlardaki disko(!) ları az çok bilen biri olarak, beklentinizi düşük tutmayın derim. Fiyatlar da gayet uygun, bir kokteyl 8 euro civarında. Barlar sokağında farklı eğlence mekanları da mevcut, striptiz şovundan, bira yarışı yapan beyaz turistlere kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyor adamlar.

IMG_9692

Başka nereye gidilebilir?

Ada tabi ki deniz, kum ve tavernadan ibaret değil.

Rodos heykeli: Güneşin tanrısı olaran bilinen Helios için yapılan heykelinin olduğu yer. Rodos kuşatması başarısızlıkla sonuçlanınca geride kalan kılıçlar eritilerek yapılmış. Günümüze kadar dayanamamış tabi, deprem sonucunda yıkılmış ancak hala dünyanın yedi harikasından biri olarak anılıyor. Deprem sonrası kalan ayak kısımları ise hikayeye göre Araplar tarafından çalınıp satılmış.

Rodos KalesiEski Şehir: Ortaçağ’da oluşmuş, 6 kapısı olan bir kaledir. 4 km uzunluktaki bu kale 1300’lü yıllarda Rodos Şövalyeleri‘nin katılımıyla yeniden inşaa edilmiş. Genel olarak iki kısma ayrıldığı söyleniyor. İlk kısmı şövalyelalerin kaldıkları, Collachium adı verilen bölgedir. Diğer kısmı da yerel halkın yaşadığı Burgo‘dur. Burgo’da Meryem Ana Kilisesi‘nin kalıntıları hala duruyor. Adaya bu anlamda da hayran kalıyor insan çünkü kilisenin hemen ön tarafında incik boncuk satan bir sürü dükkan var ve hiçbiri de kiliseyi depo olarak kullanmaya kalkmamış :).

Processed with VSCO with hb1 preset

Arkeoloji Müzesi: Şövalyeler Hastanesi binasında yer almaktadır. Binanın bulunduğu meydan cidden etkileyici. Pazartesi hariç 14:30’a kadar açık, giriş ücreti 6 euro. Yan tarafındaki Şövalyeler Caddesi‘ni de görmeden geçmemek gerek.

Processed with VSCO with hb2 preset

Processed with VSCO with a6 preset

Hipokrat Meydanı: Hediyelik eşya satan, restoran, cafe-bar tarzı yerlerin bol miktarda olduğu ve özellikle akşamüstü saatlerinde kalabalıklaşmaya başlayan meydan. Meydanın köşesinde 1500’lü yıllarda inşa edilen Şövalyelerin mahkeme binasını da görebilirsiniz.

IMG_9642

Kelebekler Vadisi: Deniz dışında doğaya da karışalım derseniz, bu vadiyi kaçırmayın derim. Biraz dağ tepe çıkmak gerekiyor ancak çeşit çeşit kelebeği, yeşilliği görmeye değer. Girişi 5 euro. Aynı zamanda içeride trenle gezmek de mümkün.

Saat Kulesi: 1850 yılında inşa edilen bu kule aynı zamanda gözetleme kulesi olarak da kullanılırmış. Şu anda 8 euro giriş bedeli karşılığı bir içki içmek ve ada manzarası izlemeyi mümkün kılan bir cafe’de oturmak mümkün.

IMG_9676

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


One thought on “Rodos – Biri deniz tatili mi dedi!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s